Çarşamba, 18 Temmuz 2018

Gecenin bütün zaman dilimlerini içerik girmeye ayırmış, sabah saatlerinden de bir miktar çalmayı başarmıştım. Oldukça yorgun ve uykusuz bir şekilde kendimi yatağa attım. Ne kadar zaman uyuduğumu hatırlamıyorum.

"ilam, ilam, ilam kalk" sesleriyle uyanıverdim. Kan çanağı gözlerimle zor açılan kapaklarından Şevval'a bir bakıverdim. Oldukça duygusal ve ağlamaklı bir sesle "ilam, ilam kalk adda" sesiyle beni istiyordu. Arkadaşım beni çağırıyordu. Hemen yerimden fırladım. Kucaklaştık, hasret giderdik. Elimi yüzümü yıkadım, üstümü giyindim. Şevval ile bahçeye çıktık. Gecenin bütün yorgunluğu üzerimde olmasına rağmen Şevval ile geçirilecek birkaç saatin oldukça değerli olduğuna inanıyordum. Bahçede birkaç jimnastik harekleriyle güne keyifli bir başlangıç yaptık. İkimiz de oldukça neşeli saatler geçiriyorduk. Eşim de bu mutlu ortama gülümsemeleriyle eşlik ediyordu.

Daha sonra bahçe dışına çıkarak kulak arkalarımıza karşılıklı papatyalar taktık. Salyongoz korkusunu onları severek giderdik. Artık elimize de alabiliyor ve onlarla oynayabiliyorduk. El ele tutuşarak gölgede biraz gezindik. Bitmek tükenmez bilmeyen öğrenme isteğiyle "Bu ne?, dim, dim?" sorularına keyifle karşılık veriyordum. Her aldığı olumlu cevaba müthiş gülümsemesiyle karşılık veriyor, bazen de yanağını kendiliğinden getirerek beni ödüllendiriyordu. Olmaz bir mutluluk içerisindeydim, tarifsizdi herşey...

Vakit bir hayli ilerlemiş, sabah serinliği yavaş yavaş kaybolmuştu. Havadaki sıcaklık günün oldukça zor geçeceğini haber veriyordu. Tekrar bahçeye geri dönmüş ve hazırlanan çorbanın oyunla yedirilmesi ortamına geçmiştik. Şen şakrak bir ortamda çorba ve beslenme ortamını birlikte geçirivermiştik. Şevval'in oyuncak bebekleriyle oynama isteği yeni bir sahne hazırlığı anlamına geliyordu. Hemen iki sandalyeyi yana yana getiriverdim. Masaörtüsünü ikiye katlayıp sandalyelerin üstüne seriverdim. Eşimin evden getirdiği oyuncak sepetinden oyuncakları tek tek yerinden çıkarıyor evcilik oyunumuzu sürdürüyorduk.

Uğur beyin iş saati gelmiş, evden bahçeye inmişti. Bir iki dakikalığına da olsa sohbet etmek istedik. Sohbet esnasında Şevval "bada, badta" gibi birşey talep ediyordu. Eşim eve gitmişti. Uğur beyle birbirimize bakıyor, Şevval'in talebinin ne olduğunu kestirmeye çalışıyorduk. Bir sürü yorum getirdik. Ama Şevval'in isteğini karşılayamıyor ve sinirlenmesine sebep oluyorduk. Kızgın bir sesle aynı talebini yinelemeyi sürdürüyordu.

İşte can simidimiz o anda imdadımıza yetişiverdi.

Eşim apartman kapısından çıkarken "Ne oldu Şevval?" diye seslendi. Biz şaşkın bir vaziyette ikisine bakıyorduk. Şevval "badda, batta" gibi bir isteğini yeniledi. Eşim "işte bak orda, sepette, al" deyiverdi. Şevval battaniye olarak kabul ettiği bir işlemeli bez parçasını sepetten alıp ayaklarında salladığı bebeğinin üzerine keyifle örterken Uğur Bey ile birbirimize utançla bakıverdik.


11 Haziran 2010 Cumartesi
Bahçelievler - İstanbul

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

HAYATTA EN BÜYÜK MUCİZE
KÜÇÜKKEN İYİ BİR ÖĞRETMENE RASTLAMAKTIR.

En çok sevdiğim şiir

İlhami_160600 | Sağ

Ramazan Kumanya Paketleri
Instagram